Kur'an'da insanların farklı kabiliyet, güç, temayül ve ihtiyaç içinde yaratılmasının bir hikmetine işaret edilerek bunun insanların birbirine iş gördürebilmesine imkân hazırladığı belirtilmiş [ez Zuhruf: 43/32] işçi-işveren ilişkisi hususunda ise genel ilke ve amaçlar üzerinde durulmuş, borç ilişkilerinin sağlıklı şekilde gelişeceği sağlam bir dinî ve ahlâkî zemin kurulmaya çalışılmıştır. Hz. Peygamberin sünnetinde de işçinin hakları ve işçi çalıştırma ile ilgili hüküm ve uygulamalar, genel ilkelerin tatbiki, haksızlıkların giderilip âdil ve insanca ilişkiler kurulması ve sorunların iyi insan, iyi müslüman anlayışı çerçevesinde sonuca bağlanmasına çalışılmıştır
I. İŞ/ÇALIŞMA AKDİ (İCÂRE-İ ADEMÎ)
“İşçinin ücret karşılığı bir işi (süreli ve süresiz) görmesi üzerine bir sözleşme” olan iş akdi,İslâm borçlar hukuku esaslarına tâbi olup, taraflar (işçi ve işveren) ve konu (ücret ve iş/emek)dan oluşur. İşçinin işveren için belli bir süre çalışması ecîr-i hâs (memur, sanayi ve tarım işçisi, günlük işçi) belli bir işi yapması da ecîr-i müşterek (vekil, firma, doktor, terzi, tamirci) olarak adlandırılır. Ücret ve emek (ma'kü dün aleyh), iş akdinde iki önemli unsur olup, ,“Kim bir işçi çalıştıracaksa ona ücretini bildirsin, ücretini belirlesin”[Beyhakî, Sünen, IV, 120] hadisine de istinaden, kıymet atfedilen, hukuken muteber, belirli ve bilinir mal, üretim veya kâr payı vs her şey ücret olabilir, üretim ve kârı bilinebilen işin sonucuna bağlanabilir. Ayrıca işin ifası için, işçinin sarfedeceği emeğin, çalışacağı süre veya yapacağı işin belirlen mesi, işçinin/firmanın işe gücünün yetmesi,işin haram ve yasak olması gerekir. (Hanefiler, haramın işlenmesi noktasından bakarken, çoğunluğa göre dolaylı da olsa uzak durulmalıdır)
II. İŞVERENİN HAKLARI ve SORUMLULUKLARI
İşverenin temel borcu, işçinin ücretini kararlaştırıldığı şekilde ödemesi, temel hakkı da işin gerektiği şekilde ifa edilmesidir. İşçiye, ücretini alıncaya kadar işverene ait malı tutma (hapis) hakkı da ücretini korumaya yöneliktir. Süreli işçilerde işçi bu süre zarfında çalışmakla veya hazır olmakla, götürü işlerde ise işi ifa etmekle ücrete hak kazanır. Nitekim Hz. Peygamber, “İşçiye ücretini teri kurumadan veriniz” [Mecma'u'z-zevâ'id,IV, 97] buyurmuş, işçinin ücretini ödemeyenlerin kıyamet gününde Allah'ı karşılarında bulacaklarını bildirmiştir.[Buhârî, “İcâre”, 10] İşçi, işin mahiyeti veya işverenin ihmaliyle zarara uğradığın da işveren bu zararı tazmin ederken, işçisinin başkalarına davranışlarından sorumlu olduğu durumlar da vardır. Yine, işverenin işçiye karşı iyi davranması, işçinin temel hak ve özgürlüklerini tanıması da temel borçlarından olup, Hz. Peygamber, “Onlar sizin kardeşleriniz olup Allah onları sizin sorumluluğunuz altında kılmıştır. Böyle bir din kardeşi eli altında bulunan kimse ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçlerinin yetmeyeceği işleri yüklemeyiniz. Şayet yüklerseniz onlara yardımcı olunuz” [Buhârî, “Itk”, 16]buyurarak buna işaret etmiştir. İşverenin, özellikle kamuda ve vakıflarda “Daha ehil ve liyakatlisi varken yakınlık sebebiyle bir başkasını tercih ve istihdam eden kimse Allah'a, Resulü'ne ve bütün müslümanlara karşı hainlik etmiş olur” [İbn Hacer, el-Metâlibü'l-âliye, II, 233]hadisinde de belirtildiği gibiişi ehline vermesi bir başka sorumluluğudur
III. İŞÇİNİN HAKLARI ve GÖREVLERİ
İşçinin iş en önemli borcu, akid konusu işi gerektiği şekilde, işverenin isteği doğrultusunda ifa etmesi, en temel hakkı da çalışmasının karşılığı olan ücreti almasıdır. İşçinin işini hangi durumlarda tam ve yeterli şekilde ifa etmiş olacağı ise akid, kanun, örf ve âdete gore belirlenirken, oncelikle üstlendiği işi ifada gerekli özen ve titizliği göstermek, meşru ihtiyaçları hariç iş süresince çalışmak ve işi tamamlamak zorunda olup, Hz Peygamber de “Muhakkak ki Allah Teâlâ sizden birinizin yaptığı işi sağlam yapmasın dan hoşnut olur” [Süyûtî, el-Câmi'u'l-kebîr, I, 354] buyurmuştur. İşçinin iş saatleri içinde, işverenin bilgi ve talimatına aykırı işlerle meşgul olup çalışmaması hırsızlık gibi görülmüş, iş saatlerinde tabii ihtiyaçları ve farz namazların ifası için işine ara verebileceğini, fakat nafile namazla meşgul olamayaca ğını belirtmişlerdir. Yine işçi, uhdesine verilmiş alet, malzeme ve eşyanın bakım ve muhafazasından sorumlu olup kasıtlı zararları tazmin ederken, kararlaştırılan hususlara ve örfi ölçülere, işverenin emir ve şartlarına uyması, yol açtığı zararları ödemesi gerekir. İşçi çalışmaya hazır olup işveren kaynaklı sebepler le işe başlayamasa da ücreti hak ederken, akit fâsid olmakla birlikte iş tamaamlanmışsa “ecr-i misl” ödenir [Mecelle, md. 414], enflasyonun etkilediği durumlarda ise işverenin akitteki ücrette ısrar etmemesi/iyileştir mesi de gerekli görülmüştür. Yine işçinin, en azından aslî ihtiyaçları kadar (asgari) ücret alması, ücretin âdil ve hakkaniyetli olması, çalışma şartları, süresi ve iş emniyetinin sağlanması, temel hak ve hürriyetlerinin güvence altına alınması da diğer önemli hususlardır. Ancak İslâmda işçi kadar iş verende korunmuş olup, işçilerin işvereni baskı altına alarak hak etmedikleri ücreti almaları, örgütlenme gücü, iş kolunun önemi veya siyasi tercihlerle pay almaları caiz görülmemişken, işçi haklarının korunup iyileştirilmesi amaclı ölçülü örgütlenmeler de sakınca görülmemiştir.